/  Edebiyat

Edebiyat

Celile Hanım ve Yahya Kemal'in büyük aşkı

Enver Paşa 'nın ilk kızı, döneminin gözde kadınlarından biriydi Celile Hanım , ayrıca ilk kadın ressamlarımızdandır.

Celile Hanım ve Yahya Kemal'in büyük aşkı

Resimlerinin yanısıra güzelliği ile de İstanbul'un en çok konuşulan, en gözde kadınları arasındaydı.

Osmanlı'nın meşhur valilerinden Nazım Paşa'nın oğlu Hikmet Bey, edebi kültürü güçlü, neşeli, güzel yazılar yazan, ressamlık ve fotoğrafçılıkla da ilgilenen biriydi.

Babası Nazım Paşa ve annesi Samiye Hanım, oğulları Hikmet'i evlendirmek istemesiyle uygun buldukları gelin adaylarından Celile Hanım'ın ailesine ziyarette bulunurlar. Bu ziyaretler ve sohbetler neticesinde 10 Ağustos 1900'de Selanik'te Celile Hanım ile Hikmet Bey'in evliliğinin ilk adımı atılmış olur.

Türk edebiyatının dünya çapında tanınmış ismi Nazım Hikmet de bu beraberlikten doğacak iki çocuktan biri olacaktır.

1996 yılına gelindiğinde eşiyle şiddetli bir geçimsizlik yaşayan Celile Hanım'ın yolu Yahya Kemalle kesişir.

Nâzım Hikmet'in Bahriye Mektebindeki öğrenciliği sırasında edebiyata eğilimi dolayısıyla Yahya Kemal'den özel dersler almıştır. Yahya Kemal, ilkbahar ve sonbahar mevsimlerinde Celile Hanım'ın evine, Nazım Hikmet'e ders vermek üzere gidip gelmektedir.


Nâzım Hikmet'in hocası olarak annesi Celile Hanım'ın evine rahatça girip çıkan Yahya Kemal, Celile hanım'a olan aşkını füsunlu kelimelerle şiirleştirmiştir. Ancak o dönem 15-16 yaşlarında olan Nâzım Hikmet, annesi ile Yahya Kemal arasındaki gönül ilişkisinden rahatsızdır. Ona göre, Yahya Kemal'in kendisine özel öğretmen olarak seçilmesi, annesi ile aşklarını yaşamaları için elverişli bir fırsat hazırlamıştır.

Annesiyle Yahya Kemal'in yaşadığı gönül birlikteliğinden hoşnut olmayan Nazım Hikmet, bir hafta sonraki ders için gelen hocası Yahya Kemal'i isteksiz karşılar! Hareketlerinde gerginlik hali vardır. Dersin bitiminde -her zaman olduğu gibi- bahçede gezinmesi söylenir. Bu sırada annesi ile Yahya Kemal salonda çay içerler. Nazım Hikmet ise, köşkün giriş holündeki portmantoda asılı duran Yahya Kemal'in incecik pardösüsünün cebine küçük bir kâğıt yazıp bırakır.

Yahya Kemal pardösüsünü giyip köşkten ayrılırken elini cebine sokunca orada küçücük bir kâğıt bulur. 
Bu Nazım Hikmet'in el yazısıdır:
"Hocam olarak girdiğiniz bu eve babam olarak giremezsiniz!"

Yahya Kemal şaşırmıştır. O gün verdiği Nâzım Hikmet'e verdiği son dersi olmuştur. Çünkü kendisi, öğrencisinden çocuk saflığı ile bir ders almıştır. Ancak Celile Hanım, Yahya Kemal'i sevmektedir ve Yahya Kemal'in kendisine olan duygusal bağlantısını bilmektedir.  Celile Hanım'a göre oğlunun yaptığı bir çocukluktur! Bu durumu, annesi Leyla Hanım'a anlatır.

Leyla Hanım da her anne gibi, kızının genç yaşta dul oturmasını istemez ve konuyu, Yahya Kemal ile görüşecektir. Onun, kızı ile evlenmesini sağlamak ister.

Celile Hanım'ın, Yahya Kemal'e bir mektup gönderir. Yahya Kemalîn bu mektubuna ne karşılık verdiği bilinmemektedir. Ancak Celile Hanım'a vaat ettiği evlenmeden vazgeçer. Ama gönlüne taht kurmuş, güzel ressam Celile Hanım'ı da bir türlü unutamaz ve ondan sonra da başkaları ile evlenmeyi düşünmez.