Elif TAN
Elif TAN

eliftan@sonceyrek.com

Ben öyle birini sevdim ki

İmkanız Aşk’a inanır misiniz? Ya sevginin gücüne, enerjiye, oldurmak için fedakarlıklara, olmayacak derken bile içinin kan ağlamasına? O zaman sizi gerçek bir hikaye ile tanıştırmak istiyorum...


Ben öyle birini sevdim ki
Bi nevi  intihardı…

Eğer aşıksanız; her şarkı sizin için yazılmış, her aşk filmi sizin için kurgulanmış sanırsınız. Daha da abartıyım; size göre dünyadaki tüm güzellikler onun varlığında fon olsun diye yaratılmıştır. Allah’a daha çok inanır, daha çok dua etmeye başlarsınız! Hele birde aşkınıza maşuk olduysa yeniden doğuş için kemerleri bağlayınız. Çünkü BEN biter, SEN doğar.. 
2006 yılının Ağustos ayıydı. Üniversite sınavlarına hazırlık için annem ve ablamların kendilerinden fedâkarlık yaparak yazdırdıkları dershanenin ilk günüydü.  Dershanenin sınıf belirleme sınavında belirli barajı aşan ve çoğu iyi okullarda okuyan (gerçeği söylemeliyim ki benim dışımda) öğrencilerden oluşan bir sınıftaydım. Sınıfın çoğu üniversite sınavı konusunda farkındalığı olan ve yüksek hedeflere sahip olan kişilerden oluşuyordu. Benim dışımda bir kişi daha vardı farklı olan; onu diğerlerinden ayıran okulu değil hal ve hareketleriydi. Sınıfın şekil şemailinden anlaşılacağı üzere belli ki bu sınıfa daha fazla ihtimam gösterilecekti ve ben bu fırsatı iyi değerlendirmeliydim.  Annemin bir gece önceki nasihatleri kulağıma küpe pür dikkat tanışma seremonisini gerçekleştiren öğretmenlerimi dinliyordum. Anneme söz vermiştim “iki sene dershaneye gidecektim ve üniversiteyi kazanamama gibi bir lüksüm olamazdı. Kesinlikle bu dönemde aşk meşk işlerine girmemeliydim.” Evet aşk işlerine girmedim. Ben sadece arkadaş olmak istemiştim..
Haftaiçi okul, haftasonu dershane, sınavlar, deneme testleri falandı derken; sınıfta benim dışımda farklı olan o bir kişiyle diğerlerinden daha fazla arkadaşlık kurduk. Maddi geliri yüksek bir ailenin çocuğu (o dönemlerde bu tiplere tiki/tikican deniyordu) gibi gözüküyordu; ama öyle halktan muhabbetleri vardı ki.. En çok da sağdaki-soldakilere yorumları, gözlemleri ilgimi çekiyordu. Çünkü benim gördüğüm ayrıntıları görüyordu ve bu bana çok ilginç geliyordu. O zamana kadar çok sayıda ‘kanka’ boyutunda erkek arkadaşlarım olmuştu ve onlarla da çokça vakit geçirmiştim. Ama onunla olan muhabbetimiz çok daha farklıydı. En yakın tanımı kız arkadaşlarla olan ‘gözlerle konuşmak’ deyimine denk geliyordu. Fakat göz ardı edilemeyecek şekilde o özgüvenin arkasında mahcup, utangaç bir çocuk vardı. Belli bir seviyede uzak tutuyordu kendinden. Geçen bu süre zarfında sınıftaki sosyal gruplar birer birer şekillenmişti. Ders aralarında ve dershane bitiminde herkes kendine yakın tiplerle vakit geçiriyordu; kütüphaneye gidenler, playstation oynayanlar, sigara içenler vb. O daha çok sıra arkadaşıyla ve sınıftaki diğer erkeklerle vakit geçiriyordu. Sıra arkadaşı kendine göre karizması olan, belli bir yakışıklılık seviyesine sahip, dershanedeki kızlar genelinde beğenilen bir tipti. Önceleri dikkatimi pek çekmemişti. Haksızlık edemem yakışıklı çocuktu; ama sarışın ve açık tenli erkekler tipim değildi. Çok kısa bir süre sonra ayaklarım yerden kesilircesine aşık oldum (daha sonra asıl ayakları yerden kesilmenin ne olduğunu anlayacaktım). Tüm dershane de yankı uyandırmış, dikkatleri üzerimize çekmiştik. Çok kısa bir süre sonra, abartmıyorum çok kısa bir süre sonra. sevgili olamayacağımızı arkadaş kalmamızın daha doğru olacağını dile getirerek benden ayrılmak istediğini söyledi. Hayatımın ilk aşkı ve terk edilişiydi.. Aman Allah’ım hayat tamamen benim omuzlarımdaydı.  Ağır bir depresyon girmiş sadece tatlı yiyerek 15 kilo almıştım (!) ve artık bedenimde bana ağır geliyordu. Hayata küstüğüm için etrafımdaki herkesle diyaloğum azalmış, içime kapanmıştım. Deneme sınavlarımın sonuçları da depresyon dereceme veri oluşturur derecedeydi kii bir süre sonra bir alt sınıfta devam etmek zorunda kaldım.
Büyük hedefler ve hevesle başladığım dershanemin ilk yılı hüsranla bitmişti ve ben bir sonraki yıl daha fazla çalışmalı gerçekten aşk meşk işlerine girmemeliydim. Yine bir sınıf belirleme sınavı yapılmış ve ben benim gibi farklı olan o kişiyle birkez daha aynı sınıfa düşmüştüm. Gerçekten daha odaklı ve daha fazla ders çalışıyordum. Tek fark bende sigara içmeye başlamıştım ve teneffüslerdeki sigara odası sosyalliğine bende katılmıştım. O ve ben daha fazla vakit geçirir olmuştuk. O yıl ve bir sonraki yıl (evet maalesef aşka düşüp meşk olmuştum ve üniversiteyi ilk yıl kazanamamıştım) aynı dershanede olmaya devam ettik. İki yıl boyunca onunla arkadaş, sıra arkadaşlarıyla sevgili oldum.. Ta ki asıl aradığımın o olduğunu anlayana kadar. 
Üniversiteyi İstanbul dışında kazanmam sebebiyle telefon görüşmeleriyle arkadaşlığımız pekişmiş, birbirimizi özler olmuştuk. Çok iyi iki arkadaştık biz ve başkalarında olmayan şey onunla oluyordu; tamamlanmış hissediyordum kendimi. Onunda böyle hissettiğini biliyordum; ama sesli söylemiyordu. Belki de söyleyemiyordu. Çünkü o böyle büyütülmüştü; farklı dinden biriyle birlikte olamazdı. Evet, birbirine her şekilde eş olabilecek biz dinen farklıydık. Ama Allah’ımız birdi; dualarımız birdi, dileklerimiz hayallerimiz birdi. Olabilir dedim. Biz olabiliriz dedim. Olduk da.. Onun ilk sevgilisi, ilk kadını oldum; o da benim tarifi imkânsız AŞKım. Arkamda hissettiğim dağım, sığındığım limanım olacak kadar güçlü; bana sözler veremeyecek kadar mahcuptu her zaman. Birlikte büyüyor, birlikte öğreniyorduk. Gün geçtikçe birbirimizi daha iyi tanıyor ve daha çok seviyorduk. Alışkanlıklarımız, ritüellerimiz gün geçtikçe artıyor ve biz birbirimizde çoğalıyorduk. Ama sonumuz olmayacağı gerçeğini her daim bir şekilde birbirimize hatırlatıyorduk. Bu gölge beni hatalara, yanlış kararlara sürükledi onu ise ağır kırgınlıklara..
 Ben seninle yeniden doğdum sevgili.. Ben, sen oldum. Aşkınla BİR oldum.. Başından tırnağına ezberimsin sen benim. Yoksunluğunda bile hissettiğim en güzel duygusun, şükürlerimsin, duamsın.. İşte bu yüzden bizim sonumuz olmadı; çünkü biz sonsuz olduk..

J. “
Aşk büyük bir sınavdır. Kimine göre hep sınıf tekrarı kimine göre hep bir üst sınıf.